Hesaplarına geldiği gibi bizleri değerlendirebileceklerini zannedenler; bu topluma en büyük zararı veren şahsiyetlerdendir. Terör örgütleriyle mücadele ederken bu zihniyeti bozukları da göz ardı etmemek toplumun ihtiyaç duyduğu birçok kapının açılmasına vesile olabilir.

Türk olmak, Türkiye’nin maaşlı işçisi olmak bu topluma fayda sağlatmaz. Bu topluma gerçek anlamda katkı sağlamak için toplumu öncelikle kabul etmeleri yarın öbür gün “sürem dolar / tayinim çıkar, kovsalar da gitsek” zihniyetinden uzaklaşmaları gerekir. Avrupa’da yaşayan Türk toplumunu yaşadığı coğrafyaya düşman etmek, istenmeyen toplum haline getirmek kimsenin haddine değildir.

Yaşadığımız gerçekleri kendi menfaatlerine çevirerek deyim yerindeyse “krizlerden fırsat” doğurabileceklerini zannederek, Türkiye şartlarını Avrupa’da düşündürmekle yaptıkları işler kadar saçmadır. Bizler Avrupa’da yaşıyoruz, Türkiye’de değil. Türkiye’de yaptıklarımızı burada yapamayız. Burası babamızın çiftliği değil.

Bir şey yapmak istiyorsan bürokrasi üzerinden ilerleyebiliriz. Bu kapıdan her ihtiyacımız karşılanabilir. Bunu bilerek farklı yönlere yönelmekte aptallıktır. Türk siyasetçimiz, doktorumuz, avukatımız, iş adamlarımızın olması Avrupa’ya entegre olabildiğimizi veya Avrupa’da ilerleyebildiğimizi göstermez. Bunlar her bireyin kendi inisiyatifiyle almış olduğu kararlardır. Herkesi kapsamaz. Doktor kendine doktordur, avukatta kendine avukattır. Yani Türk olması hiçbir şeyi değiştirmez. Kanunlar, avukatı Türk diye tolerans göstermez. Yani gerçek bunlar, görmek istemeyenlere zaten diyecek çok bir şey yok ancak bilmeniz gereken yaşadıklarınızdan ders çıkartmanız gerektiğidir.

Kimsenin vatan sevgisini sorgulamak bizlerin haddine değildir ancak bu toplumun birer bireyleriyseniz bu topuma zarar veremezsiniz. Bu toplumun geleceğine leke süremezsiniz. Bu toplumu “öcü” şeklinde tarif edilmesine mesahama gösteremezsiniz.

Her şeyden önce iğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batırmalıyız. Doğruyu bulmak için eleştiri yapmak yeterli değildir. Her zaman eleştiri yapmak insanları strese sokar. Birazcıktı olsa özeleştiri yapılmalı.

Her şeyin en iyisini biz bilemeyiz.
En dürüstü biz değiliz,
Her şeyin sahibi de olamayız,

Her şeyin en fazlası bizdeymiş gibi tavırlar sergilemekte büyüklük değil alçaklıktır. Bu toplum hep benim dedirtmek için bu seviyeye getirildi.

Hani meşrulaşmış bir değim vardır ya “Türkiye’de Almancı, Avrupa’da yabancı” diye. Bu durum tamda bizim şuan ki durumumuzu özetliyor. Biz ne Türkiye’de Almancıyız nede Avrupa’da yabancıyız. Kalıplaşmış zihniyetlere etki yapmayacak olsa da söylemiş olayım. Bu algıyı yaratanda, yönetende, devam ettirende yine bizleriz.

Suat Bezeng/Brüksel – 19-03-2017 Pazar Yazısı


Like it? Share with your friends!

57 shares
Suat BEZENG

İki ülke arasında, yaşam savaşı veren Suat BEZENG, hep iyimserliğini korumuş ve bu iyimserliğinede kızarak bugünlere gelmiş, nadir bulunan Türkçe severlerden biridir. Suat Bezeng; Aynı zamanda Aktif Haber Belçika gazetesi ve “Dijital Karasal Yayınlar ” gerçekleştiren, Belçika’nın ilk Türkçe TV kanalı Aktif TV‘nin genel yayın yönetmenliği görevini yürütüyor. Suat Bezeng Mersin doğumlu olup, 2011 yılından bu yana Belçika’nın başkenti Brüksel‘de yaşamaktadır.

Comments

comments