Saygıdeğer kıymetli okurlarımız, bildiğiniz üzere Belçika’ya göçün 50. Yılını kutlamaya başladık. Birçok vatandaşımızda da bu kutlamaların sevincini yaşıyor. Belçika gibi bir ülkeye bundan tam 50. Yıl önce gelen büyüklerimiz aslında hak ediyor bu coşkuyu bu kutlamaları, lakin birçoğu aramızdan ayrılarak ebediyete göçmüş durumda. Allah rahmet eylesin!.

Belçika’ya geldik gelmesine, lakin neler yapabildiğimizi bir ölçmek biçmek istedim. Bu düşünceyi hesaba vururken daha çok fark ettim ki bizim ne ölçülecek nede biçilecek bir durumumuz yok. Çünkü o hesabı tutulacak dönemleri biz bundan tam 30-40 yıl öncesinde kaybetmişiz ve şuanda halimiz içler acısı. Bunlar belki de yazılası şeyler değildir fakat herkes cicim balım ken biz doğruları yazmayı sürdüreceğiz.

Belçika’da bir sürü yabancı var, bizlerde Türkler olarak ikiye bölünmüş bir tarafımız Belçika iken diğer tarafımız Türkiye. Biz çoğunluk olarak insanlığı kaybetmiş, kendini insandan sanan ve bir halt etmez insanlarla muhatap olan gelecekleri belki de çok karanlık fakat içinde az da olsa bir umut taşıyan ne yazık ki bir nesil olma durumuna geldik. Gerçekten durumumuz içler acısı.

Kendini nimetten sanıp, cebindeki iki kuruşa göre adam seçen, selam veren binlerce Türk vatandaşı tanıyorum. Aldığımız aile terbiyesi ne yazık ki bu insanlar gibi olmamıza müsaade etmedi. Bu insanlar ki medeniyetten yoksul, kendine insan gözüyle bakıp, diğer insanları aşağılayarak zevk-i sefa sürer. Bizler nedense dedelerimizin babalarımızın geldiği ve çizdiği yolda ilerleyememenin hüznünü yaşıyoruz. Aileye saygı kalmadığı gibi akrabalara, arkadaşlarına ve çoluğu çocuğuna saygısını yitirmiş binlerce ne oldum delisi piyasa ‘da insanım ve yahut adamım diyerekten kendini insanlara pazarlamış durumda ve bizlerde buna müsaade etmiş durumdayız.

BELÇİKA’DA SİYASET EN ÜSTÜN MERTEBE!!!

Siyaseti eskiden siyasetçiler yapardı, fakat şimdiki zaman ’da siyaseti herkes yapar oldu. Buna gazeteci sıfatıyla gezinenlerde dâhil. Elindeki A3 kâğıdını gazete diye insanlara sunan ve bunun üzerinden prim yapmaya çalışanlarda buna dâhil. Türkiye’de olsa bırakın gazeteciliği bunlar çöpçülük bile yapamaz. Bunları adam yerine katmazlar! Bırakın gazeteciliği…

Bilgisayar kullanmayı bilmezler!
Türkçe yazmayı bilmezler!
Haber Yazmayı bilmezler!
Fotoğraf çekmeyi hiç bilmezler!
Peki, bunlar neyi bilirler?

Bedava yemeyi severler…
İnsanlara iftira atayı severler…
Başarılı olanları sevmezler…
Hep bana rabbena! derler…

 

Fakat istediklerini de alamazlar, iki kuruşluk insanlar para kazanamayınca birde gidip matbaa ile ortalık kurarlar, çünkü reklam alamazlar. Alamazlar çünkü gazeteci değiller, reklamcılar neden derseniz (A3 kâğıdından gazete olmaz dostlar!) Afiş olur, dam silmek için kullanılır, yemek yerken yere serilir, fakat gazete olarak kullanılmaz, ne Türkiye’de ne Çin’de nede Japonya’da dünyanın hiçbir ülkesinde kullanılmadı ve kullanılmayacak bir kağıt.

Kendilerini nimetten sayarken diğer insanları da görmezden gelen bu şahıslara reklam vererek bu insanları piyasa ’da kalmasını sağlayan sayın esnaflarımızdan bu insanlara reklam verirken ne için verdiklerini iyi düşünmesi gerekiyor. A3 kâğıdını sizlere gazete diye pazarlayan kişiler ne kadar dürüst olabilir ki?

Hemşericilik oynayarak!
Kendini bir halt sanarak!
İnsanları aşağılayarak!
Para vereni savunarak!
Para vermeyeni tanımayarak!

 

Ben size fiyat listesi hazırladım bile bkz…

Fotoğraf makinası: 500€
ASBL kurulumu 150€ avec 3 person
Gazete grafiği ve baskı toplam 1600€

İlk ödeme olarak 2250€ ile bu işe başlayabileceğinizin altını çizmek isterim. Diğer aylar ise size gerekli ara sadece 1600€…

TAVSİYEDİR
Eğer sizde siyasetcileri, iş adamlarını, Türkiye temsilcilerini kendinize yakın tutmak istiyorsanız bence 1600€ gözden çıkartın ve hemen gazeteciliğe başlayın.

Bu mevlayı ödeyerek sizlerde bir gazeteci olabilirsiniz. İşte size gazeteciliğin fiyatını çıkartım, gazeteciyim diye gezip cebinde bir basın kartı bile olmayan gazetecilerin fiyatı sadece ve sadece 1600€, sizler belki de bir sayfaya bu paranın yarısını verdiniz fakat bu gazeteciyim diye gezen sıfatcılar, bu parayı dernek üzerinden topluyorlar ve Belçika hükümeti de bu durumda kandırılıyor. Kimsede fark etmiyor. Uyandırmayın KERİZİ…

Saygı ve Sevgilerimle.
Suat BEZENG
15-02-2014


Like it? Share with your friends!

Suat BEZENG

İki ülke arasında, yaşam savaşı veren Suat BEZENG, hep iyimserliğini korumuş ve bu iyimserliğinede kızarak bugünlere gelmiş, nadir bulunan Türkçe severlerden biridir. Suat Bezeng; Aynı zamanda Aktif Haber Belçika gazetesi ve “Dijital Karasal Yayınlar ” gerçekleştiren, Belçika’nın ilk Türkçe TV kanalı Aktif TV‘nin genel yayın yönetmenliği görevini yürütüyor. Suat Bezeng Mersin doğumlu olup, 2011 yılından bu yana Belçika’nın başkenti Brüksel‘de yaşamaktadır.

Comments

comments