Fransa’nın başkenti Paris’te yaşanan saldırılar sonrasında, Avrupalıların Müslümanlara bakış acısı tamamen değişti.

Öncesinden bahsetmek gerekirse, zaten bakış acıları çok parlak değildi demek yanlış olmayacaktır. Bir kıvılcıma ihtiyacı olan Avrupalılar, Charlie Hebdo olaylarında çok büyük olmasa da bir kıvılcım almış ve içten içe Müslümanlığa karşı kin ve nefret besleme içgüdüleri artmaya başlamıştı. Çok fazla gündemde durmayan bu olay yaklaşık 2 milyon kişinin katıldığı bir protesto ve anma günüyle noktalandı havası yaratıldı.

Aslında önceki olayın şimdiyle pek fazla farkı yok, neredeyse aynı mantık ile hazırlandığı açıkça belli. Avrupalıların nabzını yoklayıp, daha büyüğünü devreye sokup, Avrupa’da, Avrupalı ve Müslüman savaşı başlatılmak isteniyordu. Bu savaş başladığında ise, Avrupa’da yaşayan Müslümanlara yapılan baskıların önü açılacak ve istedikleri şekilde vatandaşlıkları alınacak, zülüm edilecek, evleri, arabaları, iş yerleri kundaklanacak ve yaşanmayacak bir ülke haline getirilecek. Bu üst üste gelen iki olayında Paris’te olması zira bizleri oldukça düşündürmekte. Mültecilerin, Avrupa’ya girişiyle heyecanın doruğa çıkması da bu yaşananlardaki amacın yönünü belirlememizde bize yardımcı olacağı aşinadır. Zira bu olayların ardından kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen, daha önceden ön hazırlık yapılmış gibi, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde Müslüman evlerine baskınlar düzenlenmeye başlamış ve işyerlerine saldırılarda hızlandırılmıştı.

Avrupa’da resmen Müslüman düşmanlığı hızlandırılmış bir şekilde yayılmakta. Kısa bir süre önce Almanya’da kurulan “PEGİDA” örgütlenmesi de kısa bir sürede bütün Avrupa’ya yayılması ve kısa bir sürede binlerce kişiyi kendine çekmesi de Avrupa’da bizlerin yaşamakta zorlanacağının bir işareti olmalıydı. Avrupa’da özellikle gruplar halinde başlayan ırkçı saldırıların son birkaç günde artmış olması, bizleri de elbet tedirginleştiriyor. Müslüman topluluğu olarak oluşturulan bu algıyı kırmamız gerekmekte. İslamofobi’nin patlatıldığı şu günlerde, Müslümanların aslında IŞİD örtüyle hiçbir alakası olmadığını, İslam dininin terörizm dini olmadığını, İslam da insanlara hoşgörü olduğunu ve gerçek Müslümanlığın ne kadar manidar olduğunu anlatmamızda fayda olacaktır.

Bu konuda, STK ve derneklere çok iş düşüyor. Diğer Müslüman STK ve dernek yöneticileri ile bir araya gelinmeli ve son günlerde artan İslamofobi’nin ne şekilde aşılacağını değerlendirmeli ve hızlandırılmış çözümler üretmeleri gerekmekte. Avrupa’da bu yaşananları aşmak yine bizlerin elinde. Birlikten kuvvet doğar sözü aklınızdan biran bile çıkmamalı. Kanada’ da “Her hafta bir Müsmüman öldüreceğim” sözüyle gündeme gelen Kanada’lı gibi düşünen birçok karşıt ve ırkçı yaklaşımın olduğunu gördüğümüz halde sessizce beklememizi kimse bizden istememeli.

Saygılarımla.
19.11.2015-BRÜKSEL


Like it? Share with your friends!

Suat BEZENG

İki ülke arasında, yaşam savaşı veren Suat BEZENG, hep iyimserliğini korumuş ve bu iyimserliğinede kızarak bugünlere gelmiş, nadir bulunan Türkçe severlerden biridir. Suat Bezeng; Aynı zamanda Aktif Haber Belçika gazetesi ve “Dijital Karasal Yayınlar ” gerçekleştiren, Belçika’nın ilk Türkçe TV kanalı Aktif TV‘nin genel yayın yönetmenliği görevini yürütüyor. Suat Bezeng Mersin doğumlu olup, 2011 yılından bu yana Belçika’nın başkenti Brüksel‘de yaşamaktadır.

Comments

comments