Kategori arşivi: Köşe yazıları

Köylüm diye oy vermek demek,

Köylüm diye oy vermek demek,
Başörtülüsün diye yumruk yemek demek,
İslamofobiyi patlatmak demek,
Kuranı Kerime yapılan hakarete onay vermek demek,
İşsiz kalmak,
Çöplük içinde bir mahalle de yaşamak demek,
Fakirleşmek,
Gelecekte çocuklarına uyuşturucu dolu mahalle bırakmak demek,
Köylüm diye oy vermek demek millete ihanet etmek,
İhanete destek olmak demektir.
Köylüm diye oy vermek,
İzin yolunda çile demek,
Pahalaşan uçak biletleri demek,
Toplum arasında güven kaybı demek,
Örf adetleri ve toplumsal değerleri kaybetmek demek,
Köylüm diye oy vermek; gelecekte camilerin kapatılması,

Kapatılmasına destek vermek demektir.
Köylüm diye oy verilmez, köylüm diye adam desteklenmez
Oyunu sana ve geleceğine gerçek anlamda kalıcı yön verenlere kullan!
Oyunu çöp etme!
Her iş yapacağım diyene inanma!
Her Türk, gerçekten Türklere destek olmuyor.
Her Türk aday, Türlüğü savunmuyor.
İslamiyeti savunmuyor!
Türklüğü sadece seçimlerde oy toplamak için kullananların sayısı çok fazla.
Suat Bezeng / Brüksel
8 Nisan 2019

SÜTÜ BOZUKLARA;

Bir dine sahip misiniz merak ediyorum,
Bir peygambere iman ediyor musunuz?
Hangi kitaba biat ediyor, takip ediyorsunuz?
İnsanlıkla bağınız ne kadardır? 
Nedir sizin bu çirkefliğinize sebep olan?
Ne uğruna mücadele edersiniz siz?
7 Milyar insan ölsün hadi?
Tüm dünya size kalsın?
NE halt edeceksiniz?
Ölmeyecek misiniz siz?
Azrail AS hiç mi size uğramayacak?
Kaç kuruş bu kahpeliğin bedeli?
Söylesenize, size bedel ödetirken kaç kuruşluk fatura yollayacağız? Kaç GR yüreğiniz var? neden korkuyorsunuz?
Adam mısınız siz? Adamlıktan haberdar mısınız?
Hiç mi evladınız yok?
Hiç mi merhametiniz yok?
Hiç mi akrabanız, sevdiğiniz birileri yok?
Hiç mi Allah’tan korkmazsınız ?
Hiç mi hesap gününe inanmazsınız?
Rahman, kulunu yalnız bırakmaz.
Biz Allah’a ve Peygamberine iman ediyoruz.
Bizim Allah’tan başka kimseden korkumuz yoktur.
Biz yolumuzu Allah’ın emrettiği gibi belirliyoruz.
Biz doğru olana doğru, yanlış olana da yanlış diyoruz.
Biz hiçbir zaman yanlış yapmadık demiyorum. Yanlış yapmamaya çaba sarf ediyoruz.
Bizi biz yapan değerlere sahip çıkmaya çalışıyoruz.
Biz, 50 küsür zaman sonra Avrupa’nın göbeğinde 24 saat yayın yapan TÜRKÇE televizyon kanalı kurduk. Biz hayali gerçekleştirme şerefine nail olduk.
Bizi biz yapan değerleri, Türkçe ve Türk Kültürünü yaşatmaya, gelecek nesile aktarmaya çalışıyoruz. YAPABİLDİK DEMİYORUZ. Yapmaya, yapmak için mücadeleye tutuştuk diyoruz. İKİ YILDIR, gece gündüz demeden mücadele ediyoruz. AÇ, SUSUZ, UYKUSUZ kalıyoruz. Rahman biliyor. Allah şahittir ki geçirdiğim iki yıl 20 seneden fazla gibi geldi. Ömrümü tüketti. FEDA OLSUN. Milletimize feda olsun. Biz bu yola Allah için girdik. Allah’ın izniyle de devam edeceğiz. Allah şahit, milletimizde şahit olsun…

DÜN BİR; BUGÜN İKİ

Öncelikle uzunca bir yazı olacak, affınıza sığınıyorum. Sevmediğim hadiseler, konuşmak istemediğim detaylar ancak açıklama yapma zarureti doğduğu için, naçizane ifade edeceğim,

Aktif TV kurulduğu günden bu yana (ACTİF DE NAMUR ASBL) adıyla yani bir dernek statüsünde faaliyetlerini sürdürdü. Yani biz kurulduğumuz günden bu yana KÂR AMACI GÜTMEYEN BİR KURULUŞUZ. Bugüne kadar, Belçika’da ihtiyaç duyulan birçok konuya değindik. Birçok vatandaşımıza ekran önü veya ekran arkasından destek çıktık, yardımcı olduk. Her şey bir yana Avrupa’ya Türkçe Yayıncılık sektöründe kalite getirdik. Avrupa’nın Türkçe Medyası, Aktif Media (Aktif TV) ile birlikte değer kazandı. Prestiji arttı ve Avrupa Türk toplumunun da bu vesile ile dikkatini çekmiş olduk. Avrupalı Türkler kendi yaşadığı ülkenin Türkçe Medyasını takip etmiyordu. Aktif TV bu bağlamda da önemli roller üstlendi. Yaklaşık iki yıldır değerli ağabeyim iş adamı Hasan Salar’ın desteğiyle Aktif TV Avrupa’da bir marka haline dönüştü.

Özellikle hazırladığımız O SES BENİM – AVRUPA ses yarışmasıyla Avrupa’da hatırı sayılır bir kitleye ulaştık. Bunu daha da genişleterek Batı Avrupa’nın dört bir yanına ulaşarak yayınlarımızı Allah’ın izniyle ulaştıracağız. İki yıllık süreçte binlerce kişiden söz aldık. Destek olacağını ifade ediyorlar ancak maalesef sadece ifade ettikleriyle kaldılar. Bizlerde Aktif Media (AKTİF TV) olarak “MİLLETİN KANALINA MİLLET SAHİP ÇIKSIN” dedik. Bugün sadece Aktif TV yayınlarını ulaştırmıyor insanlarımıza. Euro Müzik TV kanalımızda yayınlarını ulaştırıyor. Aynı zamanda Aktif Haber Belçika (www.aktif.be) internet gazetemizde okurlarına yayınlarını ulaştırıyor. Halı hazırda dergi ve radyo çalışmalarımız bulunuyor. Aynı zamanda, Avrupa’da Türkçe Yayıncılık yapan kurumlara yönelik bir takım projeler geliştiriyoruz. Avrupa Türk toplumunu bir araya getirecek yine hazırladığımız bir projemiz var. Ve tüm bu çalışmaları ilerletebilmemiz içinde Milletimizin desteğine ihtiyacımız var. Medyasız bir toplum güçsüz bir toplumdur. Medya edindiği güçle milletiniz temsil eder. Bizlerde Milletimizin ihtiyacını gidererek, Avrupa’da artan İslamofobi’ye karşı çalışmalar başlattık. Ermeniler’in sözde “soykırım” safsatasına karşı kalkan olmaya çalışıyoruz. Avrupa’da Türkiye’ye itibar kaybettirme savaşında Aktif Media olarak önemli roller üstlendi. Üstlenmeye de devam edeceğiz.

Ve şimdi diyorum ki, eğer Avrupa’da güçlü bir millet olmak istiyorsak, güçlü bir medyamız olmalı. İslamofobi, Ermeni Soykırımı dayatması, Eğitimsizlik, Örf ve Adetlerimizi yaşama gibi birçok alanda halı hazırda çalışmaları olan Aktif Media ‘ya destek vermek, Avrupa’da yaşayan Türk toplumunun asli görevlerinden biridir. Bizler bunca uğraşı sadece Milletimize hizmet olsun diye veriyoruz. Gece gündüz demeden çaba sarf ediyoruz. Avrupa’da yaşayan Türkler olarak ta sizlerde küçük büyük demeden destek vermeli, sahip çıkmalısınız.

Bugün Aktif Media, Avrupa’da milyonlarca vatandaşımızın evine misafir oluyor. Türk toplumuna katkı sağlayacak her projeyi koşulsuz şartsız destekleyeceğimizi ifade etmiştik. STK ve Derneklerin faaliyetlerinden ücret talep etmeden reklam yapıyoruz. Yani Milletimize katkı sağlayacak herkese kapımızı açtık. Buyurun dedik, ortak projeler üretelim dedik. Uzun lafın kısası, icraat bizden, destekte sizden değerli Avrupa Türk toplumu.

Saygı ve sevgilerimle,
Suat Bezeng
Aktif TV Kurucu CEO’su

Belçika Türk toplumu, değerleriyle alakalı şüpheye düştü

Resmi büyütmek için üzerine tıklayın

Belçika Türk toplumu, değerleriyle alakalı şüpheye düşmüş durumda.

Kimin ne yaptığının belli olmayışı da tabi bu duruma tuz biber oluyor. Herkes söz de toplumsal konuları gündemine almış, kimi dini duyguları kabartırken, kimisi de milli duyguları köpürtüyor… Dolayısıyla, kimin ne yaptığı, kimin kime ne kadar güvenmediği gerçeğiyle yüzleşmek zorunda bırakılıyoruz. Toplum olarak, yaptıklarımızın söylediklerimizle tutarsız olduğunu görmek, çekilen boşa küreklerin 50 yılı geri de bırakırken dikkate almak zorundayız. Bir 50 yılın daha boşa gitmemesi için ortak noktaları oluşturmak, birbirimize de güvenmek zorundayız.
 
Art niyetli, cahil-leşmiş, sonradan görme modun dan çıkmak, gelecek nesil’in yaşayacağı Ülke’nin sorunlarına çözüm üretmek zorundayız. İslamofobi gerçeği, ekonomik kriz gerçeği, ülke genelinde ötekileştirildiğimiz ve eşit şartlarda yaşayamıyor olma gerçeğiyle yüzleşmemiz gerekiyor. Türk olmanın, Müslüman kalmanın bedelini kimlerin ödediğini aç gözlülerin çoğunluğunu oluşturduğumuz toplumumuz da görmeli. Gözü aç, karnı doyan ancak gözü doymayan, beyni fitne fesatlıkla dolanlar topluma, geleceğe, dinimize, milletimize zarar veriyor. Bu zararı kabullenmiyor isek, bana dokunmayan yılan bin yaşasın psikolojisinden çıkın ve kendinizi silkeleyin. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu…
 
Şimdi cahil cühela bir milletin çoğunluğuna (yani Belçika Türk toplumunun çoğunluğundan bahsediyorum burada) tüm bu yazdıklarım vakit kaybı görünse de,
– Cühela olana, cümbüş ola.
 

Suat Bezeng’i Sosyal Medya Hesaplarından Takip Edin;
FACEBOOK :    https://www.facebook.com/sbezeng
İNSTAGRAM : https://www.instagram.com/suatbezeng

Evvela ifade etmek gerekir, yolundan dönenin çiğeri kurusun

Evvela ifade etmek gerekir, yolundan dönenin çiğeri kurusun. Allah şahit, milletimizde şahit olsun. 50 yıldır susanlar, 50 yıldır kafasını kuma gömenler, milletimizin derdini görmezden gelenler, millet için ödenen bedelin altında kalacak.

Bu milletin sırtından kazananlar, bu millete hesap verecek. Yüreğimiz toprak olana kadar, Allah şahit, milletimizde şahit olsun. Sosyal medya da kıytırık şekliyle çakma enstrümanlarla entelektüel takılan insan müsveddesi şebekler, size de sıra gelecek. Bu milletin sırtından kazanıp bu milleti sözde aydın beyninizle hor göremezsiniz.

Birkaç kitap okumayla, birkaç kıytırık ifadeyle küflenmiş çiğerlerinizi daha fazla gizleyemeyeceksiniz. Allah şahit, milletimizde şahit olsun, bizim bu millete vermiş olduğumuz sözler, boynumuzun borcudur.

Sözde STKLAR,
Sözde Dernekler,
Sözde İş adamları,
Sözde Siyasetçiler,
Sözde Dinci yobazlar,
Sözde Gazeteciler,
Sözde Milliyetçiler,
Sözde Muhafazakarlar,
Sözde Sanatçılar,
Sözde Vatan Millet kahramanları,
Sözde hükümet kurup, hükümet yıkanlar,
Sıra size de, size destek verenlere de gelecek.

Mersin Karahacılı Köyünde “Sarı Altın Murt” heyecanı

Mersin’in birçok bölgesinde, birçok köyü ziyaret etmiştim. Dağların etrafında oluşan patika yolların ardından bulunduğumuz bölgeden yaklaşık 30 kilometre yol kat ettikten sonra Mersin’in Yenişehir Belediyesine bağlı köylerden olan Karahacılı’ya ulaşıyoruz. Yol arkadaşım Mustafa Eroğlu ile birlikte temiz hava ve portakal, mandalina, limon ağaçları bizi karşılıyordu.

Sarı Altın adını alan Murt’un tam olarak ne olduğu merakı tabi içimde her geçen saniye artıyor, görme hissi daha da artıyordu. Yolda karşılaştığımız Şerif Dayı “beni de ileri köye kadar atın dedi” beraberimize alarak yola devam ettik. Bizi Karahacılı köyünde Ahmet abi karşılayacaktı.

Bir yandan Şerif Dayı’yı gideceği yere bırakmak diğer yandan da Ahmet abiyi bulmaya çalışmaktaydık. Köy güzel, yollar eski, Avrupa’nın asfalt yollarına hiç ama hiç benzemiyor tabi.

Telefon veya internet olayı neredeyse sıfır diyebilirim. Zaten öyle bir köyü ziyaret etmek istiyorsak bunlardan da bir zahmet uzak duralım demekte sanırım absürt olmaz. İhtiyacınız var ise özel durumlar vs, onun için elbette önceden önleminizi almanızda fayda var. Şerif Dayı’yı bıraktıktan sonra Ahmet Abi’yi de sora sora bulduk nihayetinde. Ahmet abi bizi Karahacılı köyünün Murt satıcılarıyla buluşturma görevini üstleniyor. Yüzünde gülücükler açan insanlar işte.. Sordum bir ara Ahmet ağabey Mersin mi güzel, Karahacılı mı diye, “ Mersin’de benim başım dönüyor” dedi güldü. Haklı olarak, benimde dedim. Oralarda yaşayabilmek, aslında dünya’da vaat edilmiş kısmi bir cennet ifadesi uygun olacaktır. Bizlere de Allah nasip etsin inşallah.

İşte bizi Karahacılı Köyüne sürükleyen şeker hastalığına iyi gelen, şifa maddesi olarak dünyaya nam salan Sarı Altın “Murt” tam olarak bu. Çiftçi Ali abi ve eşi canla başla Sarı Altın olarak adlandırdıkları ekmek kapıları olan Murt’u özenle topladıktan sonra bizler için ambalajlıyor. Birtanesinin bile boşa gitmemesi için büyük bir özveriyle paketliyor ağızlarını da yine aynı özenle kapatarak teslim edeceği hale getiriyor. Ali abi, köylük yerde tarla, bahçe işleriyle geçimini sağlıyor. Eşi’de sürekli yanında ve her daim beraber çalışarak eşine ve ekmeğine büyük katkı sağlıyor. Sevecen bir o kadarda muhabbeti dinlenecek bir çift. Bizleri dağ manzarasıyla ağırlayarak ev sahipliği etti. Onure olduk, böyle güzel insanların hala var olduğunu bilmek ve onlarla beraber muhabbet etmek, köyün güzelliğine renk kattı.

Tabi köy’e gidipte koyun sürüsünün yolunuzu kesmemiş olması mümkün olabilir mi.
Sürüyü büyük bir heyecanla izledim. Uzun zaman olmuştu gerçekten keyif aldım. Şehrin kalabalığından uzaklaşıp, bol oksijenin arasında, aşağıdan kilometrelerce yukarıda dağ havasıyla bizi henüz ilk dakikalarda huzurla buluşturmuştu.

Tabı bal’dan tatlı dedikleri, dalından kopartılmış mandalina, portakalı bu köyde bulmak mümkün. Köyde yaşayanların temiz yüreği, yardım sever yaklaşımı ve misafirperverliği de bizleri mutlu etti. Bu köye yolunuz düşerse mutlaka Ahmet abiyi bulun ve misafiri olun derim. Pişman olmayacaksınız.

Ali abi ve hanımına Sarı Altınları özenle yetiştirip bizlere ulaştırdığı ve ekstra paketlediği için teşekkür ettikten sonra artık bizlere de Karahacılı Köyü’ne veda etme vakti gelmişti. Bizlere Karahacılı Köyünde rehberlik yapan, Köyü ve çalışmaları anlatarak destek veren Ahmet abi evinin bahçesinde yetiştirdiği mandalinaları ısrarla elimize tutuşturdu.

Açık konuşmak gerekirse ben ömrümde bu kadar lezzetli, bu kadar tatlı bir mandalina yediğimi hatırlamıyorum. Ahmet abi muhabbetiyle yetiştirdiği mandaliları ağzımızı yol boyunca tatlandırdı. Eğer Karahacılı Köyüne uğrarsanız, Ahmet abiyi bularak aynı mandalinaların tadına bakma şansına da sahipsiniz. Misafirlerini ağırlamaktan mutluluk duyacağını bizlerde ağzından duyarak oradan uzaklaştık.

Yolları, manzarası, insanları ve ürettiği organik ürünleriyle Karahacılı Köyü unutulmayacak hatıralarıyla bizlere büyük bir miras bıraktı. Elveda güzel insanlar, elvada güzel yurdumun güzel verimli toprakları. Bir başka sefere, bir başka mevsimde tekrar görüşmek dileğiyle….

Suat BEZENG
18 Aralık 2018
Mersin / Yenişehir – Karahacılı Köyü